Karl Lagerfeld

Şubat (2019) ayında hayata gözlerini yuman ünlü Alman modacı Karl Lagerfeld, “Satın aldığınız her kitapla onu okuyacak zamanı da satın almalısınız” demiş. -Yine- ünlü Alman düşünür Walter Benedix Schönflies Benjamin ise kendisiyle söyleşiye gelen ve çalışma odasında, koli içerisinde yeni alınmış onlarca kitabı görerek, biraz da alay edercesine bu kitapların hepsini okuyacak vakit bulup bulamayacağını soran muhabire, “Kitaplar yalnız okumak için değil, aynı zamanda birlikte yaşamak içindir de” demiştir. Tarihte daha da geriye uzandığımızda, bir başka düşünür, Seneca ise; “Fazla kitap dikkat dağıtır. Sahip olacağın tüm kitapları okumak mümkün olmayacağına göre, okuyabileceğin kadarına sahip olmak yeterlidir.” demiştir. Ki Lagerfeld’in sözünün bir nevi altyapısını oluşturmuştur.

Kitaplar hakkında, yukarıda alıntıladığım haricinde onlarca, yüzlerce hatta belki binlerce söz/vecize olduğu malûmunuz. Fakat Japonya’da, Walter Benjamin’in sözüne atıfta bulunurcasına gelişen bir kavram var: Tsundoku. Tsundoku, Japoncada daha sonra okunmak üzere alınan kitapların oluşturduğu yığınlara verilen isim ve bu yazıyla biraz tsundoku hakkında karalama yapmaya çalışacağım.

Çizim, Wemedge adlı bir Reddit kullanıcısının 12 yaşındaki kızından “Tsundoku”yu resmetmesini istemesi üzerine yaptığı çizimi gösteriyor.

“Tsundoku” kavramı hakkında Türkçemizde birebir karşılık yok fakat kabaca kitap istifçiliği diyebiliriz. Japoncadaki kökü hakkında da iki görüş var; Birincisi, Japoncadaki argo bir sözcük olan “tsun-doku” sözcüğünden geldiği. Ki, “tsunde-oku” (bir şeyleri daha sonrası için istifleme) ile “dokusho” (kitap okumak) sözcüklerinin birleşiminden oluşuyor. İkinci görüş ise, sadece “Tsunde oku” sözünden geliyor. Burada da “Tsunde oku”daki “oku”nun Japonca’da zaman içerisinde “doku” ya, yani okumak, okunacak şey anlamına, kavramın ise “Tsunde doku”ya yani “okunacak şeylerin üst üste yığılması” anlamına evrildiği söyleniyor. Söylenmesi zor olan bu deyim de zaman içerisinde tıpkı bizdeki gibi ağızdan ağıza söylene söylene, birleşerek tek bir kelimeye “tsundoku” ya dönüşmüş.

Tsundoku ile zıt bir şekilde ilintili bir takıntı ya da korkuyu da araya sıkıştıralım; Abibliofobi (abibliophobia). Bu terim de okuyacak bir şeyin kalmamasından korkmak anlamına geliyormuş. Ülkemizin yoğun gündeminde, ülkemizin evlatları için ne kadar uzak korkular bunlar…

Zihin, doldurulması gereken bir kazan değil tutuşturulması gereken bir ateştir.
-Plutarkhos

Bir koleksiyonculuk ya da yabancı kökenli TV kanallarında gördüğümüz “istifçilik” -özellikle çer-çöp- gibi bir nev’i hastalık ile dirsek temasında bulunsalar da, tsundokudan muzdarip insanlar aslında koleksiyon yapmak ya da eşe dosta “ne kadar çok kitabım var” havasını atmak amacıyla kitap almıyorlar. Gerçekten, bir gün, okumak için alıyorlar. Fakat bu isteklerini hayata geçiremiyorlar. Sonra da bu ruh hâlinden kurtulmak için yine, yeni kitap alıyorlar ve bir kısır döngünün içine hapsoluyorlar.

Günümüzde, elimizin altındaki “teknolojik oyuncaklar”ın da büyük marifetiyle kitap okumak “zorlaşıyor”. Öyle ki, pek de sosyallik içermeyen sosyal medyada geçirilen zaman kitap okumanın en büyük düşmanı. Etrafımızdaki uyarıcılar çok fazla… Muhtemelen bir yerlerde gözünüze çarpmıştır; Cebinizdeki telefon titremese bile sanki titriyormuş gibi hissetme takıntısına/hastalığına textaphrenia adı veriliyor. Bu durumda kitap okumak isteyen ancak okuyamayan tsundoku muzdariplerinin sayısı da artıyor.

Elbette teknoloji sadece zorluklarıyla okurların karşına dikilmiyor; E-kitaplar ya da e-dergiler artık -büyüyen- cep telefonu ekranlarında rahatlıkla okunabiliyor. Keza, internetten kitap siparişinin verilebiliyor olması da büyük kolaylık. Artık sahaflar da internetten satışı çok rahat yapabiliyorlar. Yurtdışından kitap getirtmek de, artık yüksek meblağlar sizi karşılamasına rağmen, mümkün.

Gerçi, her fazladan kitap alan kişi bu istifçiliğe dâhil midir, tartışılır. Zirâ, tsundokuya dâhil insanlar, eski ve yeni kitapçıları gezmeyi seviyorlar; Elbette sadece gezmek ile de kalmıyorlar. “Okuyacakları” kitapları satın da alıyorlar. Hemen olmazsa bile internetten sipariş geçiyorlar. Sonrasında ise evdeki kitaplık(lar)tan taşan, dolapları, sehpaları, başucunu, evin zeminini süsleyen kitaplar evi dolduruyor.

Elbette, bir kitap istifçisi, zaman içerisinde okumayacağına kanaat getirdiği kitaplarından “bazılarını” elden çıkarabilir. Ama bazılarını. Çünkü, belki de ömrü boyunca kapağını bile açmayacağını bildiği kitabı, bir süre sonra, aniden, ya okumak isterse?

Burada, tsundoku kavramının içini dolduran bir alıntıyı da eklemeliyim; Yazar ve istatistikçi Nassim Nicholas Taleb, The Black Swan adlı romanında İtalyan yazar Umberto Eco’nun 30.000 kitap barındıran kütüphanesine atıfta bulunarak şöyle der; “Özel kütüphaneler, birer ego yükseltme aracı değil, araştırmalarda yardımcı unsurlardır. Okunmuş kitaplar, henüz okunmayanlardan çok daha değersizdir. Ekonomik durumunuz, ipotek oranlarınız ve mevcut gayrimenkul piyasası izin verdiği ölçüde kütüphaneniz, mümkün olduğunca bilmediklerinizden oluşmalı. Yaşınız ilerledikçe daha çok bilgi ve kitap biriktireceksiniz. Kütüphanenizin raflarında, sayısı gittikçe artan okunmamış kitaplarsa size tehditkâr bakışlar atacak. Aslında daha çok bilgi sahibi oldukça daha fazla okunmamış kitap birikir. Bu okunmamış kitaplar koleksiyonuna “anti-kütüphane” diyelim biz.

Kendi adıma, bir istifçi değilim. Her ay kendim, eşim ve çocuklarım için yaptığım kitap alışverişinde okuyacağımız kadarını (internetten) alıyorum. Ancak fuar zamanı ya da bir sahaf ziyareti bu kuralı bozmama yetiyor. Peki ya siz; Siz bu gizemli cemiyete dâhil misiniz?


Daha Fazla Bilgi/ve Kaynaklar

https://onedio.com/haber/adini-japonlarin-koydugu-tuhaf-bir-durum-kitap-alip-okumama-bagimliligi-tsundoku-753975
http://liveaplus.com/2016/04/tsundoku.html
http://www.openculture.com/2014/07/tsundoku-should-enter-the-english-language.html
https://www.forbes.com/sites/bryancollinseurope/2018/09/27/stop-feeling-guilty-about-having-so-many-unread-books/#520ae26a4192
Karl Lagerfeld’in imrenilecek kitaplığı
https://kayiprihtim.com/kayip-rihtim/kayip-koseler/neden-okuyabilecegimizden-daha-fazla-kitap-aliriz/
https://www.inc.com/jessica-stillman/why-you-should-stop-feeling-bad-about-all-those-books-you-buy-dont-read.html