Mavi Öyküler

Bolca kahve ve kitap, çokça fotoğraf; haliyle gezi ve yemek ve biraz da moda soslu bir blog.

Pia Mater

“Temet Nosce”

Hayat öyle bir sinir ağı ki, kimlerle sinaps yapacağını asla kestiremezsin

Serkan Karaismailoğlu (Dr.), kendisini, “çok küçükken eve gelen kadın komşularının annesine sorduğu “bugün beyin için ne yaptın?” sorusunu tümüyle yanlış anlayıp her gün beyin ile ilgili yeni bir bilgi öğrenme çabasıyla büyüyen ancak halen çocuk olan bir yetişkin” olarak tanımlıyor. Kendisi, yukarıda parantez içinde vurguladığım gibi, bir doktor. Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümü mezûnu. Yine aynı üniversitenin Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim dalından da doktora dereceli; Ve halen aynı yerde de öğretim üyesi olarak akademik çalışmalarına devam ediyor. Ayrıca, ülkemizde sinir biliminin daha anlaşılır bir dille, daha geniş kitlelere ulaşmasını amaçlayan “ortapia” projesinin kurucusudur; Belirli aralıklarla da, sanırım haftada bir, Ortapia Youtube sayfasında videolar yayımlamaktadır, ki eğer Youtube kullanıyorsanız takip etmenizi -kesinlikle- salık veririm.

Pia Mater

Pia Mater – Serkan Karaismailoğlu


Pia Mater, Karaismailoğlu’nun üçüncü kitabı; Ancak ilk romanı. Yazarın, “Kadın Beyni Erkek Beyni” (2016) ve “Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum” (2017) adında, Ortopia projesindeki temel mantıkla hazırladığı iki kitabı daha var. Her iki kitabında da, tıpkı Ortapia kanalındaki gibi esprili bir dil hâkim. Hattâ, kanalındaki videolardan seyretmişseniz, kitapları okurken yazarın karşınızda, kitabı size okuduğunu bile hissedebilirsiniz. Ki, bilimsel temeli olan bir kitapta bu akıcılığı, bu hissi verebilmek oldukça önemlidir; takdir edersiniz. Kalın bir kitap olan (419 sayfa) Pia Mater‘de de bu hava hâkim, önden belirteyim.

Pia Mater

Pia Mater

Pia Mater, beyin ve omuriliği saran üç zardan en içteki ince zar demek; Tıbbî bir terim ve -haliyle- Latince. Yazarın akademik sıfatı düşünüldüğünde, mükemmel bir uyum. Aynı uyum, kitabın kapağında yer alan illüstrasyonda da var. Bruno La Versa imzalı bu görsel, amiyâne tabirle, kitaba “cuk” oturmuş. Hatta, Video Eğitim Youtube kanalında, Haluk Tatar ile Karaismailoğlu’nun –bu kitap ile ilgilisöyleşisinde bu görsele dair benzer ifadeler kullanılmıştı.

Kezâ, kitaptaki karakterlerin ve bazı mekân adları da yazarın akademik sıfatına uygun. Mesela, baş kahramanımızın adı Tesla. “Gizemli” karakterlerden olan Alef‘in işlettiği restoranın adı Oleogustus; Ki kendi adında da, hikâyeye uygun bir anlam mevcût. Ayrıca, yine, Alef karakterindeki -bence- olağanüstü özellik/yetenek Patrick Süskind‘in Koku romanına selâm çakıyor.

Pia Mater, beyin ve omuriliği saran üç zardan en içteki ince zar anlamına gelen, Latince tıbbî bir terim.

Selen BARANOĞLU, Instagram hesabında Pia Mater ile ilgili yaptığı kısa yorumda/paylaşımda şöyle diyor; “Bir kitap düşünün, sayfaları arasında gezerken sinirbilimsel gerçeklerden lokma lokma tadıyorsunuz“. Güzel Türkçemize tabiri yerindeyse “yamanan” ve artık her sözcüğün sonuna, olur-olmaz şekilde, eklenen -sel/sal eklerinden hiç haz almasam da Baranoğlu’nun kitap için kullandığı “lokma lokma tadıyorsunuz” benzetmesini çok beğendim. Zira, sayfalar ilerledikçe artan heyecan ve gizem içerisinde, gerçekten de “lokma lokma” sinir bilim ile ilgili pek çok bilgiyi, pek de farkında olmadan, ediniyorsunuz.

“Gerçeği” nasıl tanımlarsın? Eğer, hissedebildiğin, koklayıp, tadıp, görebildiğin şeylerden söz ediyorsan “gerçek”, beyne iletilen elektrik sinyallerinin yorumlanmasıdır.
– Matrix Filmi (1999)

Nöro-roman sıfatlı Pia Mater, tüm dünyada çok da fazla örneği olan bir türe dâhil değil. Kayıp Rıhtım internet sitesindeki kitap hakkındaki incelemede belirtildiği gibi, “bilim ile kurguyu, alışılagelen ‘bilimkurgu’ çerçevesinin çok dışına yerleştiren” bir tür bu ‘nöro-roman’. Ben kitabı okumaya başladıktan sonra Frank Schatzing‘in Sürü romanını anımsadım. Zira, o oldukça hacimli kitapta da benzer şekilde, hikaye içerisinde bilimsel veriler yerleştirilmişti. Ama anımsadığım kitap bir nöro-roman değildi.

Pia Mater

Bir kitap okudum ve hayatım değişti” (beylik) sözüne atıfta bulunurcasına sinir bilim alanındaki -yeni- gelişmeler, nöro-roman olarak anılan bu türe ait kitapların sayısını arttırmış. Artfulliving.com.tr internet sitesindeki “Ben Değil Beynim Yaptı!” başlıklı, Aylin Sökmen‘in yazısından öğreniyoruz ki, “paranoid şizofreni“, “capgras sendromu“, “de clerabault’s sendromu” ya da “huntington hastalığı” gibi tıbbî “konuları” merkeze alan kitaplar mevcût. Sinir bilimcilerin araştırmalarının sonucunda kitap okurken beynimizin gerçekten de değiştiği ispatlandığına göre, sanırım, artık sinir bilimciler bu değişimi bizzat kendileri gerçekleştiriyorlar.

“Ne geriye bak kızgınlıkla ne de ileriye korkuyla… Sadece etrafına bak, farkındalıkla…”
– James Thurber

Kitabımıza dönecek olursak; Pia Mater’in dâhil olduğu türde -yerli- başka bir roman var mı, açıkçası bilmiyorum. Elbette, tarihî gerçeklere ya da bilimsel verilere dayanan roman ya da öyküler var. Ama nöro-roman sınıflandırmasına dâhil bir roman ya da öykü var mı bilmiyorum.

Kitapta, “lokma lokma” bilimsel verilerin/açıklamaların tadına varıyorsunuz, evet; Fakat aynı zamanda her sayfasıyla merak duygusunu kaşıyan, iyi kurgulanmış bir gerilim/macera belki –kısmen– polisiye bir romanın sayfalarında da ilerliyorsunuz. Kahramınız Tesla‘nın hayatındaki gizeme dair ara ara yapılan çıtlatmalar, kitabın sonunda, amiyâne tabirle bir “şok” ile ortaya çıkıyor. Aynı şekilde, kitaptaki diğer karakterlerin de herkesten gizledikleri bir hayatları ya da geçmişleri mevcût ve bu karakterlerin gizemleri de sayfalar ilerledikçe bir bir ortaya dökülüyor. Ama kitabın asıl gücü ve elbette farklı yanı, betimlemelerinde. Çünkü okuduğunuz ya da okuyacağınız başka romanlardaki en sıradan betimleme, Pia Mater’de biyolojik olgularla beraber işleniyor. Karakterlerin korku, sevinç ya da beklemedikleri bir olay ânında donup kalmalarında; uzun yıllar boyunca içten içe büyüyen sevginin gün ışığına çıkmasında; bir telefona başka yerlerde ama aynı anda uzanmalarında; bir çift mavi gözün “muazzam” etkisinde melatonin, serotonin, hipofiz, amigdala, oksipital korteks, feromon ve reseptörler gibi tıbbî literatüre dâhil tanımlar alışılagelen betimlemelerin yanında kendisine yer buluyor.

Ancak, zaman zaman tekrara düşen ya da konuşmalarda biraz ayrık ot gibi duran bu sinir bilim lokmalarını fark edebiliyorsunuz. Ama rahatsız edici mi, hayır. Karaismailoğlu’nun, sonu itibariyle, ikincisine açık kapı bıraktığı (hem de epey aralık) kitabın devamını çıkardığında, dilinin daha da ustalaşacağını -kendi adıma- tahmin ediyorum.

Kitap, yukarıda da belirttiğim gibi dört yüz sayfadan fazla; Bu haliyle yazı büyüklüğü gözü yormuyor ama sayfa kenarları biraz dar. Bunun okumanızı etkileyeceğini sanmıyorum. Ancak kendim de zaman zaman kitap kapak tasarımları yaptığım için dikkâtimi çekti. Elbette bu şekilde basılmasının temel nedeni maaliyet; Maalesef ülkemizde kullanılan kağıtlar -hemen hepsi- ithal. Diğer bir neden ise okuyucunun gözünü korkutmamak diye tahmin ediyorum. Zira hacimli bir kitaba okuyucunun ilgisini çekmek zor olur.

Sürpriz-bozan vermeden yazmaya çalıştığım bu yazı umarım kitabı almanıza vesile olur. Zira, keyifle ve kısa sürede okuduğum bu kitabın sizler tarafından da okunmasını temenni ederim. Eğer, zaten okuduysanız da yorumlarla katkıda bulunursanız memnûn olurum.

Saygılarımla,
İrfan///


Daha fazla okuma


Temet Nosce*
* Kitabın 11. bölümünün adı. Kitapta, derinağ‘da (deepweb), hakkında türlü dedikoduların döndüğü korsan. Latince, kendini bil/tanı anlamına geliyor. Kitapta zaman zaman atıfta bulunulan Matrix filminde de lafzı geçer.

Previous

Tüm ‘mavi ekranlar’ kötü, mü?

Next

Duo Caffè Uno Sospeso

2 Comments

  1. Gamze

    Çok keyifli, özenle hazırlandığı her cümlesinden anlaşılan bir blogunuz var. Bir yazı, bir yazı daha derken dakikalar geçti. Bir de kahve aşığı, eski bir Ankaralı olarak yüzümü hasretle güldürdü instagram sayfanız. Emekleriniz, paylaşımlarınız için sonsuz teşekkürler. Var olun 🙂

    • irf

      Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim Gamze Hanım. Geri dönüş almak, beğenilmek sizi memnuniyetiniz gibi bizi de memnûn etti. Tekrar teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress & Theme by Anders Norén